Osmanlıdan günümüze uzanan, dillerden dillere dolanan en büyük efsanelerden biridir Kaşıkçı Elması. Günümüzde Topkapı Sarayı’nı ziyaret edenlerin en çok hayranlık duyduğu, geçmişten günümüze eşsiz güzelliğini arttırarak ulaşan efsanevi bir taştır. Boyutuyla hediye edilen kadının kim bilir ne kadar mühim bir kişiliğe sahip ve hayranlık uyandıran, hediye edeninse kim bilir ne kadar cüretkar ve aşık denecek kadar hediye verilene hayran olduğu düşüncesini uyandırır insanda.
Birçok rivayetler günümüze kadar ulaşsa da asıl hikayenin başlangıcı elmasın kesiminin oval olması nedeniyle kaşığa benzemesine dayanır. Osmanlı sarayına nasıl girdiğine dair en güçlü rivayet ise şu şekildedir. Elmasın asıl serüveni bir Fransız subayı bu elması Hindistan’da bulunan Madaras Mihracesi’nden satın alarak ülkesi Fransa’ya götürmesiyle başlar. Fransa topraklarında epey kaldıktan sonra elması son satın alan kişi Napolyon’un annesi Maria Letizia Ramolino’dur. Ramolino elması uzunca bir süre boynunda taşıdıktan sonra oğlu Napolyon’un sürgüne götürülmesi ile elması satılığa çıkarır. Elması ise o dönem Fransa’da bulunan Osmanlı devlet adamı Tepedelenli Ali Paşa’nın adamlarından biri 150 bin altın ödeyerek satın alır. 2. Mahmut zamanında ise Tepedelenli Ali Paşa devlete ayaklandı gerekçesiyle öldürülürken, tüm mal varlığı Osmanlı hazinesine devrolur. Kaşıkçı Elması ise Tepedelenli’nin en değerli hazinesidir. Böylece Kaşıkçı Elması Osmanlı hazinesindedir artık.
Birçok hasekinin, valide sultanın boynunda tarihe tanıklık etmeye devam etmesinden sonra günümüze halen ilk günkü güzelliğiyle gelmiş nadide eserlerdendir. Topkapı Sarayı’nda eski ihtişamlı günlerinin en değerli hatırası olarak herkesi büyülemeye devam etmektedir.
Fiziksel özellikleri ise; Kaşıkçı Elması’nın çevresinde toplamda 49 elmas bulunmaktadır. 1 cm3 elmasın kütlesi 3.5 gr veya 17.5 karattır. Kaşıkçı elmasının büyüklüğü 86/17.5 = 4.91 cm3 kadardır.

Özetle Hindistan topraklarından doğarak, Fransa’da Napolyon’un annesi Maria Ramolino’nun boynunda Fransa’nın en soylu ailesine girmeyi başaran ardından ise Osmanlı’nın saltanat dolu günlerinin en yakın şahidi olmuştur Kaşıkçı Elması. Her görenin ister istemez boynunda hayal
ettiği nadide bir eserdir. Geçmişe dair en unutulmaz anları taşır taşlarının arasında ve gene o taşların içinde kim bilir ne sırlar gizlidir.